Türkiye'nin Ýlk Flash Blogunda Müzik,Fotoðraf ve Yazý buluþuyor! flash blog flash web site flash web tasarým paylaþým flash web tasarým tasarým site roviss desenblog desendesign desen flash web site tasarým flash tasarým flash site tasarýmý flash tasarýmý flash web tasarýmý flash web site yapýmý farklý tasarým özgün tasarým html macromedia flash 2d animasyon animasyon web animasyon desenDesign desen dizayn desen dizayn vcd dvd reklam filmi prodüksiyon produksiyon production filim tanýtým filmi þirket tanýtým firma tanýtým DESEN DESIGN WEB DESIGN STUDIO Web tasarýmý Web tabanlý yazýlýmlar interaktif CD kurumsal kimlik Marka tescili ve danýsmanlýk hizmetleriWeb Dizayn Grafik dizayn logo dizayn özel ders web tasarým web sayfa flash web tasarým web tasarým web sitesi veb sitesi internet sitesi desen design desendesign desen dizayn web tasarým teknoloji çözümleri dinamik içerik interaktif içerik eðitim cd web tasarýmý elazýð flash web flash site flash site yapýmý flash web sitesi flash internet estetik site görsel etkileme web sitesi tasarýmý elazýð web sayfasý tasarýmý web tasarým internetten satýþ sipariþ web tasarým web design elazýð türkçe flash blog paylaþým þiir roviss makale düþünce gazete haber günlük eðitim islam din peygamber kuran hadis flash web tasarým design desenblog internet site

“ÅŸeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir mübtela-yı gâma sor kim geceler kaç saat ...” 1996 Kasımı, puslu bir gece,15’inden sonrası, tarih muÄŸlâk, göz yaÅŸlı… Vakit akÅŸam ezanına çok yakın, belki tam da vakti, eli kulağında müezzinin. Böyle baÅŸladı geceye müptelalık, bitmez gecelerin saniye sabırsızlığındaki uyuÅŸukluÄŸu hiç kalkmaksızın üzerimden. Yüzüm kapıya dönükken, gönlüm kırılmaya hazır deÄŸilken, ayaklarım paytak, ellerim narin bir kelebek kıvamındayken… Yaşım daha adam yerine konulmayan masumluÄŸunu buram buram tüttürürken, düştü yüreÄŸime bu kor. Gecelerime kandil edecek kadar yanık, gözlerimi kör edecek bir ışık patlaması adeta! Bu köşe yaz köşesi, ÅŸu köşe kış… Bir köşede daima Azrail’in pençesi, koÅŸ ha koÅŸ! Düştüğün yerdeki kabuk baÄŸlamaz yaraların sızıntısına sığdırırsın artık geçmek bilmez gece nöbetlerini. Asırlara meydan okurcasına heybetli bir korku, bir anda yok olup gider mi? Yeri dolmaz sarsıntılar, zıpkınlanmış balıklar kadar aciz ciÄŸerler, safrada daimi bir sancı… Üç kuruÅŸa giden korkunun yerine geçer mi? AÄŸrı dağı’na mersiyeler düzse yeridir gayri Vakit akÅŸamdan sonra, gece uzun mu uzun, sabah hafızadan silinmiÅŸ bir kavram, ÅŸiir yazmaktan baÅŸka çaresi yoksa hele, Hele birde aÄŸlıyorsa babacığı da hicrandan, ham bir elma ısırığı gibiyse hayat gırtlakta, takılmış… Geçmek bilmeyen lokmalara oruç tutturuluyorsa ÅŸaban ayının her on beÅŸinde, Müneccimlerden de muvakkitlerden de umut kesilmelidir. Åžeb-i Yelda’dır kapıyı tıklayan. Geçmek bilmez gecenin habercisidir, Ölümle vuslat eÅŸ, Anne sızısı, öksüzlük, hicran… Rüzgârlara emanet bir beden, ruhu aziz hatıralara yemin vermiÅŸ, Saf ve soluksuz bekleyiÅŸler Bu da geçer, bu gecede eriÅŸir sabaha Bir gül fidanı daha yeÅŸerir elbet Hâmûşân’da… ... oku... okut.... yazda ve güzde... Hâmûşân Hasreti